Al Hançeri Eline

Sen rahibe Maria olmalısın kumsalda

Ben bu kostak havayı gençliğimden bilirim

Elinde ölüm sunan yasaklanmış meyvayla

Bana doğru gelişin sakin suda hatıra.

 

Sen hançeri elinle kavrarken ölmüş idim

Değerim olsa size değerliyi veririm
Nasıl olsa sürecek toprağı bir karınca

Topal ayağımla ben ardınsıra geleyim.

 

Düşüyordum tutundum ellerine korkuyla

Korkumu al boynuna binbirçiçek takılı

Vadettiğin dünyayı çok oldu ben terk ettim

Sen önüme düş şimdi arzularım amade.

Visal

Yaban/

Ilıçtan kasabaya diz boyu

Turunç kokulu gecelerde lerzende

Kabzamda kızıl mangıra bana uğur getire

Göğsümde kımıl kımıl engerek

Kırbamda dudaklarımı ıslatacak cansuyu

Yabanıl düşlerimden arta kalan bakiye

 

 

Kızıl/

Tanyolundan  tırnak tırnak peltemsi

Tentürdiyot kafatasında sunak

Tanbur çalan melun şeytan dört yana

İplik iplik gözlerimden layemut

 

Sancı/

Yol boyunca sıra selvi selam dur

Taş bahçede içtimada korku ve telaş

Nasıl olsa amcazadem keten dokur

Hikmet sana emniyettir zülfikar

 

Visal/

Usulca sokuluşun evcimen

Kirpiklerinden  öpüyorum doyası

Söylenecek söz mü kalır inceden

Budur içimde vasıl olunan korku

Kasaba da Devrim Türküsü

Ucunu yakarak ciğerlerimin

Ürkek bir umutla yüreğim/serçe

Kozalakları sıkılmış bir yumruk addederek,

İnsan ya her yerde insan

Vuslat ve hicret kelimelerinden mağfiret dileyerek

Çoktan ya zamanı gelmişti

Çarpışa çarpışa mefluç bir beyin için son sığınak

Topal bir köpek gibi ölmekte var , çöp bidonlarında

 

 

Vakti gelmişse elbet patlayacak bir çıban

Şiir söylemek , levanten bir palyaço maskesi olmuşsa

Ve diri kaslar üzerine bir nutuk eşkitmiyorsa dudaklarımı

"Köylüler yükleyerek mızrakların ucuna kara kitapları

 Şehri istila için kasabaya doluşmuşlar ne hacet"

Tunçtan bir anıt gibi kırpırtısız dursam da olduğum yerde

Vakti gelmişse elbet patlayacak bir çıban.

 

 

Çoktandır anlamaya muhtaç dizinde

Düşürsen üzerime nazarlarını vakti gelecek sanırım

Yazdığım yazıları silmekten yorgunum duvarlardan

Son temsilcisi gibiyim unutulmuş eski bir sanatın burada

Meraklı ve alaycı bakışlar ardımda iki melek misali

Ne utanç, ne umut , ne de pişmanlıklar

Unumu , eleğimi, sabanımı ve aletlerimi gömdüm

Ne gerek vardı şimdi aynalı baba nın elinden tuttun.

 

"Burada işim bitti

 Öyleyse yazmalı bir şiir

 Anılardan örülen sepetleri suya salmalı"